PES ne demek eski Türkçe ?

Damla

New member
PES Ne Demek? Eski Türkçede “PES” Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı

PES Ne Demek? Eski Türkçede “PES” Sözcüğünün Kökeni Üzerine Ayrıntılı Bir İnceleme

“PES” kelimesini ilk gördüğümde benim de aklıma doğrudan bugünkü kullanımındaki “pes etmek” ifadesi geliyor. Fakat eski metinlerde karşılaşılan bir kelimenin bugünkü Türkçedeki çağrışımıyla değerlendirilmesi bazen bizi oldukça yanıltabiliyor. Özellikle Eski Türkçe söz konusu olduğunda, aynı görünen iki kelimenin farklı dönemlere, farklı dillere veya farklı köklere ait olabilmesi mümkün. Bu yüzden “PES eski Türkçede ne demek?” sorusu, ilk bakışta göründüğünden daha ilginç bir dil tarihi meselesi.

Burada önemli bir noktayı en başta belirtmek gerekiyor: “pes” biçiminin Eski Türkçede bugünkü Türkiye Türkçesindeki “pes etmek, vazgeçmek” anlamıyla kullanıldığını doğrudan söylemek doğru değildir. Eski Türkçe; Göktürk ve Uygur dönemi gibi erken dönemleri kapsayan geniş bir tarihsel aşamadır ve kelimelerin anlamları dönemden döneme değişebilir. Ayrıca “pes” biçimi Türkçenin farklı dönemlerinde ve başka dillerle temas sonucunda farklı kaynaklardan ortaya çıkmış olabilir.

Eski Türkçe Nedir ve “PES” Sorununa Neden Tarihsel Bakmak Gerekir?

Eski Türkçe denildiğinde çoğunlukla MS 8. yüzyıldan itibaren yazılı belgelerle izleyebildiğimiz Köktürkçe ve Uygurca dönemleri akla gelir. Orhun Yazıtları, bu dönemin en önemli kaynakları arasındadır. Ancak bugünkü Türkiye Türkçesindeki bütün kelimelerin bu dönemde aynı biçimde bulunduğunu düşünmek doğru olmaz.

Diller yaşayan sistemlerdir. Bir kelime zaman içinde ses değiştirebilir, anlam genişletebilir, daralabilir veya tamamen farklı bir anlama kayabilir. Üstelik Türkçenin tarih boyunca Farsça, Arapça, Çince, Moğolca ve başka dillerle yoğun temas içinde olması, kelime hazinesinin oluşumunda önemli rol oynamıştır.

Benim burada dikkat çekici bulduğum nokta şu: Bir kelimenin “Türkçe görünmesi” ile gerçekten Eski Türkçe kökenli olması aynı şey değildir. Forumlarda özellikle kısa kelimeler konusunda bu ayrım sık sık gözden kaçıyor. “PES” üç harfli olduğu için eski ve kadim bir Türkçe kelime olduğu düşüncesine kolayca kapılabiliyoruz. Oysa tarihsel dilbilimde kelimenin yalnızca biçimine değil, en eski yazılı örneklerine, ses yapısına, anlamına ve başka dillerdeki karşılıklarına bakmak gerekir.

“Pes Etmek”teki Pes Ne Anlama Geliyor?

Modern Türkçede “pes etmek”, kabaca direnmekten vazgeçmek, yenilgiyi kabul etmek veya mücadeleyi sürdürmemek anlamında kullanılır. “Artık pes etti” dediğimizde kişinin bir mücadelede dayanma sınırına ulaştığını ve devam etmeme kararı aldığını anlatırız.

Fakat burada önemli bir ayrım var: Modern Türkçedeki “pes” ile Eski Türkçedeki herhangi bir benzer biçimi otomatik olarak aynı kökten kabul etmek mümkün değildir.

Türkçedeki “pes etmek” kullanımının tarihsel seyri incelendiğinde kelimenin Osmanlı Türkçesi ve daha sonraki dönemlerdeki kullanımını ayrıca değerlendirmek gerekir. “Pes” sözcüğü özellikle Osmanlı dönemi söz varlığında ve Batı Asya'daki dil temaslarının etkisi altında değerlendirilmesi gereken bir kelimedir. Bu nedenle “Göktürkler pes etmek diyordu” şeklindeki bir iddia, sağlam tarihsel belge olmadan ileri sürüldüğünde problemli olur.

Bu bana dil araştırmalarında sık karşılaştığımız güzel bir şeyi hatırlatıyor: Bugünkü bir kelimenin geçmişini anlamak için yalnızca bugünkü anlamından geriye doğru yürümek yetmez.

“PES” ile “Pes Etmek” Aynı Köken mi?

Burada en çok dikkat edilmesi gereken meselelerden biri etimolojidir. Etimoloji, kelimelerin kökenlerini ve tarihsel değişimlerini araştırır. Bir kelimenin kökeni belirlenirken yazılı belgeler, ses değişimleri, karşılaştırmalı dilbilim ve tarihsel sözlükler birlikte değerlendirilir.

“Pes” konusunda da aynı yöntemi kullanmak gerekiyor.

Eğer bir kelimenin gerçekten Eski Türkçe kökenli olduğunu iddia ediyorsak, onu Köktürkçe veya Eski Uygurca belgelerinde güvenilir biçimde göstermemiz gerekir. Daha sonra kelimenin sonraki Türk dillerindeki gelişimini izlemek gerekir.

Buradaki temel sorun şu: Bugünkü Türkçede kullanılan her eski görünümlü kelimeyi doğrudan Orhun Yazıtları dönemine götüremeyiz.

Bu ayrım sadece “pes” için değil, “eski Türkçe kelime” şeklinde internette dolaşan yüzlerce sözcük için de geçerli. Bazı internet listeleri, kelimenin ilk belgelendiği dönemi, kelimenin Türkçeye giriş dönemini ve kelimenin bugünkü biçimini birbirinden ayırmadan sunabiliyor.

Osmanlı Türkçesi ve Dil Teması Meselesi

“Pes” sözcüğünü anlamak açısından Osmanlı dönemi ayrıca önem taşıyor. Osmanlı Türkçesi, Türkçe temel üzerine kurulmuş olmakla birlikte Arapça ve Farsçadan çok yoğun biçimde etkilenmiş bir yazı ve kültür diliydi.

Bu durum bazen yanlış anlaşılabiliyor. Bir kelimenin Osmanlı metninde bulunması onun mutlaka Arapça veya Farsça olduğu anlamına gelmediği gibi, eski bir metinde görülmesi de onun mutlaka Eski Türkçe kökenli olduğunu kanıtlamaz.

Dil temasını bir tür kültürel alışveriş olarak düşünmek daha doğru. Ticaret, savaş, eğitim, din, edebiyat ve devlet yönetimi gibi alanlar kelime alışverişini hızlandırır.

“Pes” sözcüğünün tarihini araştırırken de yalnızca Türkçe sözlüklerine değil, Türkçenin temas ettiği dillerin söz varlığına ve tarihsel metinlere bakmak gerekir.

Kelimenin Anlamı Zaman İçinde Nasıl Değişebilir?

Dil değişiminin en ilginç taraflarından biri, kelimelerin anlamlarının sabit olmamasıdır.

Örneğin bir sözcük başlangıçta fiziksel bir hareketi anlatırken zamanla soyut bir psikolojik durumu anlatmaya başlayabilir. “Pes etmek”teki anlam da günümüzde oldukça güçlü bir psikolojik ve sosyal çağrışım taşır.

Bir kişinin “pes etmesi” sadece başarısız olması değildir. Bazen kişi bütün seçenekleri değerlendirdikten sonra devam etmeme kararı verir. Bazen de toplum tarafından “pes etmek” olarak görülen şey aslında kişinin kendisini koruma tercihidir.

Bu noktada dil ile psikolojinin kesiştiğini düşünüyorum.

Modern başarı kültüründe “asla pes etme” sözü neredeyse evrensel bir motivasyon sloganına dönüştü. Fakat bilimsel ve psikolojik açıdan bakıldığında her koşulda devam etmek rasyonel olmayabilir. Hedef değiştirmek, stratejiyi bırakmak veya bir mücadeleden çekilmek bazen başarısızlık değil, kaynakları yeniden yönlendirme kararıdır.