Depresif otizm nedir ?

Damla

New member
“Maskelenme” ve Görünmeyen Yorgunluk Meselesi

Bazı otistik kişiler sosyal ortamlarda kendilerinden beklenen davranışları yerine getirmek için bilinçli veya otomatik biçimde yoğun çaba harcayabilir.

Dışarıdan bakıldığında:

“Ne kadar sosyal biri.”

“Hiçbir problemi yok gibi.”

“İşini de gayet iyi yapıyor.”

denebilir.

İçeride ise durum tamamen farklı olabilir.

Kişi eve geldiğinde konuşmak istemeyebilir.

Işıkları kapatabilir.

Telefonunu sessize alabilir.

Saatlerce tek bir aktiviteye odaklanabilir.

Kimseyle görüşmek istemeyebilir.

Bunların hepsi otomatik olarak depresyon anlamına gelmez. Fakat kişinin önceki düzeninden belirgin biçimde farklılaşması ve işlevselliğinin düşmesi durumunda depresyon açısından değerlendirme yapılması önemlidir.

Bence burada toplum olarak sormamız gereken daha güzel bir soru var:

“Dışarıdan iyi görünüyorsun” demek yerine “Son zamanlarda hayat sana nasıl geliyor?” diyebilir miyiz?

Çünkü bazen insanın yüzü gayet normaldir, ama içindeki işletim sistemi “güncelleme yükleniyor, lütfen dokunmayın” ekranında olabilir.

Kadın, Erkek, Genç, Yetişkin: Tek Bir Otizm Hikâyesi Yok

Otizm denildiğinde hâlâ toplumda tek bir profil hayal ediliyor.

Sessiz bir çocuk.

Belirli davranışlar.

Belirli ilgi alanları.

Belirli bir yaşam biçimi.

Oysa otistik insanlar kadın veya erkek olabilir; farklı yaşlarda olabilir; farklı iletişim becerilerine, eğitim geçmişlerine, aile yapılarına ve kişiliklere sahip olabilir.

Bu çeşitlilik depresyon deneyimini de etkileyebilir.

Örneğin üniversitedeki sosyal baskı bir genç için önemli bir tetikleyici olabilir.

Bir başka yetişkin için iş kaybı olabilir.

Bir ebeveyn için sürekli bakım yükü olabilir.

Bir başka kişi için ilişkide yaşanan ani değişiklik olabilir.

Dolayısıyla “Otizmli biri depresyona girerse şöyle davranır” şeklinde kesin reçeteler vermek doğru değildir.

Kişiyi tanımadan hikâyeyi tamamlamaya çalışmak, romanın son sayfasını okumadan final hakkında yorum yapmaya benziyor.

Peki Tedavi Edilebilir mi?

Depresyon ile otizmin birlikte bulunması durumunda tedavi yaklaşımı kişiye göre belirlenir.

Burada önemli nokta, depresyonun tedavisinin otizmi “ortadan kaldırmaya” yönelik olmadığıdır.

NICE, otizmin temel özelliklerini tedavi etmek amacıyla antidepresanların rutin kullanımını önermiyor. Buna karşılık otistik bir kişide depresyon gibi eşlik eden bir ruhsal bozukluk varsa, o bozukluğa yönelik kanıta dayalı psikolojik ve gerektiğinde farmakolojik yaklaşımların değerlendirilmesini öneriyor. Nice

Psikoterapide de kişinin otistik özellikleri dikkate alınabilir.

NICE, otistik yetişkinlerde eşlik eden ruhsal sorunlar için bilişsel ve davranışçı yaklaşımların daha somut ve yapılandırılmış biçimde sunulmasını; yazılı veya görsel materyallerden yararlanılmasını ve mecazların fazla kullanılmamasını öneriyor. Nice

Yani terapi odasında “Hayatını bir nehir gibi düşün” cümlesi yerine bazen:

“Son iki haftada hangi davranışların değiştiğini listeleyelim.”

demek çok daha kullanışlı olabilir.

Bu, terapinin duygusuz olması anlamına gelmez.

Tam tersine, kişinin düşünme ve iletişim biçimine saygı göstermek anlamına gelir.

Aile ve Partner Ne Yapabilir?

Bence en sık yapılan hata “Çözüm bulmak zorundayım” düşüncesi.

Bazen gerçekten çözüm gerekir.

Bazen ise kişinin yanında bulunmak gerekir.

Murat'ın yaklaşımı şöyle olabilir:

“Uyku düzenini değiştirelim, doktor randevusu alalım, haftalık plan yapalım.”

Elif'in yaklaşımı:

“Bugün hiçbir şey çözmek zorunda değilsin. İstersen yanında oturabilirim.”

İkisinin de yeri vardır.

Hatta en sağlıklısı çoğu zaman ikisinin birleşimidir.

“Seni dinleyeyim mi, yoksa birlikte çözüm mü arayalım?”

Bu cümle küçük görünüyor ama oldukça değerlidir.

Çünkü karşıdaki kişinin ihtiyacını varsaymak yerine ona seçim hakkı verir.

NICE da otistik yetişkinlerle çalışırken kişinin özerkliğinin desteklenmesini, bakım kararlarına aktif katılımının sağlanmasını ve güvene dayalı, yargılamayan ilişkiler kurulmasını öneriyor. Nice

Hangi Durumlarda Profesyonel Destek Önemli?

Belirgin ve kalıcı bir duygu durum değişikliği varsa, günlük işlevlerde düşüş yaşanıyorsa, kişi daha önce keyif aldığı şeylerden uzun süre uzaklaşıyorsa, uyku veya iştahında ciddi değişiklikler ortaya çıktıysa ya da yoğun umutsuzluk söz konusuysa profesyonel değerlendirme önemlidir.

Özellikle kendine zarar verme veya intihar düşünceleri varsa konu ertelenmemelidir. NICE, otizm değerlendirmelerinde özellikle depresyon varlığında kendine zarar verme riskinin değerlendirilmesini öneriyor. Nice

Böyle bir durumda kişinin yalnız bırakılmaması ve bulunduğu yerdeki acil sağlık hizmetlerinden veya ruh sağlığı hizmetlerinden derhal destek alınması gerekir.

Forumda Asıl Tartışılması Gereken Soru

Belki de “Depresif otizm nedir?” sorusundan daha önemli soru şu:

Bir insanın gerçekten nasıl olduğunu anlamak için ne kadar süre yüzeyde kalıyoruz?

“Niye bizimle konuşmuyorsun?”

“Biraz sosyalleş.”

“Her şeyi fazla kafana takıyorsun.”

“Sen zaten böylesin.”

“Biraz güçlü ol.”

Bu cümlelerin çoğu iyi niyetle söylenebilir.

Ama iyi niyet, doğru yaklaşım anlamına gelmeyebilir.

Bazen insanın ihtiyacı nasihat değil, anlaşılmaktır.

Bazen çözüm planıdır.

Bazen sessizce oturan bir arkadaştır.

Bazen psikolog veya psikiyatrist desteğidir.

Bazen de gürültülü bir ortamdan çıkıp nefes alabileceği sakin bir odadır.

Ve bazen bunların birkaçına aynı anda ihtiyaç vardır.

“Depresif otizm” bu nedenle tek başına bir teşhis adı gibi düşünülmemeli. Daha doğru ifade, otizm ile depresyonun aynı kişide birlikte bulunabilmesi ve bu iki durumun birbirinden dikkatle ayrıştırılmasıdır.

Çünkü otizmi depresyon sanmak da depresyonu “otizmin bir parçası” diye görmezden gelmek de kişinin ihtiyaç duyduğu desteği geciktirebilir.

En sağlıklı yaklaşım ise etiketi büyütmek değil, insanı görmektir.

Sonuçta hepimizin beyninde zaman zaman küçük bir “sistem yöneticisi” oturuyor. Kimi zaman çözüm arıyor, kimi zaman arkadaş çağırıyor, kimi zaman da sadece bilgisayarı kapatıp sessizlik istiyor.

Mesele, o yöneticinin neye ihtiyacı olduğunu gerçekten sorabilmek.