Physical education'ın Türkçesi ne ?

Damla

New member
Yani beden eğitimi dersinin değeri, “matematikten kurtulup biraz top oynama fırsatı”ndan ibaret değil.

Keşke öğrencilerin beden eğitimi dersine bakışı da zamanla buraya evrilse.

“Ben Sporda Kötüyüm” Diyenlere Küçük Bir İtiraz

Forumlarda sıkça rastlanan bir cümledir:

“Ben sporda hiç iyi değilim.”

Peki gerçekten öyle mi?

Yoksa kişi yalnızca okulda kendisine uygun olmayan bir spor dalında başarılı olamadığı için mi böyle düşünüyor?

Bir öğrenciyi sürekli futbolda kaleye koyarsanız ve çocuk futboldan nefret ediyorsa, onun fiziksel aktiviteyle arasına mesafe koymasına şaşırmamak gerekir.

Ama aynı öğrenci yüzmeyi seviyorsa?

Ya da bisiklete binmekten hoşlanıyorsa?

Belki dans etmeyi seviyordur.

Belki yürüyüş sırasında kendini daha iyi hissediyordur.

Belki rekabetten hoşlanmıyor ama arkadaşlarıyla yapılan eğlenceli hareket oyunlarını seviyor.

İşte burada beden eğitiminin yalnızca performans üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği fikri önem kazanıyor.

WHO da çocuklar ve gençler için güvenli, eşitlikçi, eğlenceli, çeşitli ve yaşa/yetenek düzeyine uygun fiziksel aktivite fırsatlarının önemine dikkat çekiyor.

Bu nedenle “en hızlı kim?” sorusunun yanına “kim hareket etmekten keyif alıyor?” sorusunu da eklemek gerekiyor.

Beden Eğitimi Sosyal Bir Laboratuvar Gibi

Bence beden eğitiminin en eğlenceli taraflarından biri, sınıftaki sosyal ilişkileri görünür hale getirmesi.

Normal bir sırada otururken sessiz olan öğrenci, takım oyununda bir anda lider olabilir.

Derslerde çok konuşan öğrenci, fiziksel bir etkinlikte içine kapanabilir.

Çok başarılı görünen biri hata yapabilir.

Normalde çekingen olan başka biri, arkadaşlarını cesaretlendiren kişi olabilir.

İşte bu nedenle beden eğitimi, insanları farklı yönleriyle tanımak için ilginç bir alan oluşturur.

Takım oyunlarında iletişim kurmak gerekir. Rakibe saygı göstermek gerekir. Hata yapan arkadaşını suçlamak yerine oyuna devam etmek gerekir. Bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz ve dünya yine dönmeye devam eder.

Aslında bu sonuncusu hayatın küçük bir provasıdır.

Maçı kaybettiniz.

Canınız sıkıldı.

Eve gittiniz.

Ertesi gün yine okula geldiniz.

Dramatik müzik eşliğinde yağmur altında yürüyüp “Hayat artık eskisi gibi olmayacak” demenize gerek yok.

Beden eğitimi bize başarısızlığın da deneyimin bir parçası olduğunu gösterebilir.

İngilizce Öğrenirken Physical Education Nasıl Kullanılır?

Kelimeyi ezberlemek yerine cümle içinde öğrenmek çok daha faydalı olabilir.

Örneğin:

“I have physical education twice a week.”

“Haftada iki kez beden eğitimi dersim var.”

“Physical education is an important part of school life.”

“Beden eğitimi okul yaşamının önemli bir parçasıdır.”

“Our PE teacher organized a volleyball tournament.”

“Beden eğitimi öğretmenimiz bir voleybol turnuvası düzenledi.”

“I enjoy physical education because I like being active.”

“Hareketli olmayı sevdiğim için beden eğitiminden hoşlanıyorum.”

Burada “physical education” yerine çoğu günlük kullanımda PE de gelebilir.

Örneğin:

“We have PE tomorrow.”

“Yarın beden eğitimi dersimiz var.”

Bu tür cümleler kelimeyi yalnızca sözlük karşılığıyla değil, gerçek kullanım şekliyle öğrenmeyi kolaylaştırır.

Physical Education ile Exercise Aynı Şey Değil

Bir başka sık karıştırılan nokta da “exercise” kelimesidir.

Exercise, belirli bir fiziksel uygunluk unsurunu geliştirmek veya korumak amacıyla planlanan, yapılandırılmış ve tekrarlı fiziksel aktiviteyi ifade eder.

Fiziksel aktivite ise daha geniştir. WHO'nun açıklamalarında da egzersizin fiziksel aktivitenin bir alt kategorisi olduğu belirtiliyor.

Dolayısıyla üç kavramı kabaca şöyle düşünebiliriz:

Physical education: Beden eğitimi.

Physical activity: Fiziksel aktivite.

Exercise: Egzersiz.

Bunlar birbiriyle ilişkili ama tamamen aynı anlamı taşıyan ifadeler değildir.

Bu ayrımı bilmek özellikle İngilizce öğrenenler açısından oldukça kullanışlıdır.

Beden Eğitiminin Geleceği: Daha Fazla Hareket, Daha Az “Herkes Aynı Olsun” Mantığı

Gelecekte beden eğitimi derslerinin yalnızca klasik spor branşları üzerinden düşünülmesi yerine daha çeşitli etkinliklere yönelmesi oldukça anlamlı olabilir.

Örneğin oryantiring, temel yoga çalışmaları, dans, açık hava etkinlikleri, denge çalışmaları, farklı kültürlerden oyunlar veya bireysel hedeflere dayalı fiziksel aktiviteler daha fazla yer bulabilir.

Çünkü öğrenciler birbirinin kopyası değil.

Birinin rekabetten hoşlanması, diğerinin bireysel hedeflerden keyif alması, bir başkasının takım çalışmasını sevmesi gayet normal.

Bir öğrenci “Bugün kendi dünkü performansımı geçtim” dediğinde de bu, başkasını yenmek kadar değerli bir başarı olabilir.

Hatta belki beden eğitiminin en önemli sorularından biri şudur:

“Çocuğu bugün hareket ettirdik mi?” değil, “Çocuğa hayatı boyunca hareket etmeyi sevdirebildik mi?”

İkinci soru biraz daha zor.

Ama muhtemelen çok daha değerlidir.

Sonuç: Physical Education = Beden Eğitimi, Ama Hikâye Burada Bitmiyor

Özetlemek gerekirse “physical education” Türkçede “beden eğitimi” anlamına gelir. İngilizcede yaygın kısaltması PE şeklindedir. Okullarda fiziksel egzersizlerin ve sporun öğretildiği dersleri veya bu alanı ifade eder.

Fakat kelimeyi yalnızca sözlük karşılığıyla öğrenmek biraz haksızlık olur.

Çünkü beden eğitimi; hareket etmeyi, fiziksel becerileri geliştirmeyi, takım içinde iletişim kurmayı, farklı yetenekleri keşfetmeyi ve aktif bir yaşam biçimine yaklaşmayı kapsayan daha geniş bir eğitim alanıdır.

Ve belki de en güzel tarafı şu:

Beden eğitimi dersinde herkes aynı olmak zorunda değildir.

Kimi strateji kurar, kimi arkadaşını motive eder, kimi en hızlı koşar, kimi en iyi pası verir, kimi takımın moralini yükseltir. Kadınların ve erkeklerin davranışlarını kalıplara sıkıştırmak yerine bireylerin farklı özelliklerini görmek, takım çalışmasını da daha gerçekçi hale getirir.

Sonuçta sahada yalnızca kaslar değil, karakterler de hareket eder.

Belki de “physical education” kelimesini öğrenirken kendimize şu soruyu sormak daha eğlenceli:

Bir insan bedenini eğitirken aslında sadece bedenini mi eğitiyor?

Bence asıl tartışma tam burada başlıyor.

Çünkü bazen bir topu doğru yere atmayı öğrenirken iletişim kurmayı, kaybettiğinde yeniden başlamayı, takım arkadaşına güvenmeyi ve kendini başkalarıyla değil dünkü hâlinle karşılaştırmayı da öğreniyorsun.

Ve evet, bütün bunların İngilizcedeki adı iki kelime:

Physical education.

Türkçedeki karşılığı ise gayet tanıdık:

Beden eğitimi.

Başlık biçimlerini forum uyumlu yapGirişteki çeviri tekrarını azalt

Başlık biçimlerini forum uyumlu yap

Girişteki çeviri tekrarını azalt

Kişisel deneyimlerle güvenilirliği güçlendir