Onur
New member
Split Film: Kaç Seri ve Bilimsel Bir İnceleme
Son yıllarda özellikle psikolojik gerilim ve drama türündeki yapımlarla ilgilenenler için "Split" filmi, dikkat çeken bir başyapıt haline gelmiştir. Film, izleyicilere bir insanın içinde barındırabileceği çoklu kişiliklerin ve bunların birbirleriyle olan çatışmalarının derinliklerine dair çarpıcı bir bakış sunuyor. Ancak, filmin etkileyici yapısının ve karakterlerinin ötesinde, daha derin bir soru ortaya çıkıyor: Split filminde görülen çoklu kişilik bozukluğu ve onun temsilinin doğru ve bilimsel bir şekilde aktarılıp aktarılmadığı. Bu yazı, bilimsel bir perspektiften Split'in konuya nasıl yaklaşabileceğini irdeleyecek ve filmdeki olayların ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulayacaktır. Ayrıca, ‘kaç seri’ sorusunun da yanıtını arayacağız, çünkü Split filminin genişletilmesi veya devamının olup olmayacağı konusu hala merak ediliyor.
Çoklu Kişilik Bozukluğu (DID) Nedir?
Split filmi, baş karakteri Kevin'in, 23 farklı kişiliğe sahip olduğuna inanmasıyla merkezine aldığı çoklu kişilik bozukluğu (Dissociative Identity Disorder, DID) üzerine kurulu. Ancak, DID'in tanımını yapmadan önce, bu bozukluğun ne kadar yaygın ve doğru bir şekilde sinemaya aktarıldığını incelemek önemli. DID, bireyin birden fazla kişilik (veya “alt kimlik”) geliştirdiği ve bunların kişisel davranışları üzerinde farklı derecelerde kontrol sahibi olduğu bir psikolojik durumdur. Psikiyatri literatürüne göre, DID’in tam olarak ortaya çıkma nedeni hala kesin olarak bilinmemekle birlikte, çoğu durumda travmatik geçmişler, aşırı stres ve travmaların bir sonucu olarak geliştiği düşünülmektedir (American Psychiatric Association, 2013).
Bilimsel açıdan DID'in varlığı, uzun yıllardır tartışma konusu olmuştur. Birçok psikiyatrist ve psikolog, bu bozukluğun tedavi edilebilir olduğuna inanıyor, ancak tanı koymak, oldukça karmaşık bir süreçtir. Split, psikolojik anlamda bu bozukluğa ilgi uyandırsa da, bilimsel açıdan bu bozukluğun nasıl yansıtıldığına dair bazı eleştiriler bulunmaktadır. Özellikle, filmde Kevin’in kişiliklerinin neredeyse tümünün oldukça dramatize edilmiş ve genellikle abartılı bir biçimde sergilenmiş olması, psikiyatri uzmanları tarafından eleştirilmiştir.
Filmdeki Kevin’in Kişiliklerinin Temsili ve Bilimsel Gerçeklik
Filmde Kevin’in içindeki kişiliklerin birbiriyle çatışması, izleyicilere çoklu kişilik bozukluğunun karmaşıklığını ve dramatik boyutlarını gösteriyor. Ancak, bu kişiliklerin çoğu gerçek hayattaki DID vakalarındaki kişiliklere benzerlik göstermemektedir. Gerçek DID vakalarında, kişilik değişimleri çoğu zaman kişiliklerin arasındaki geçişin daha az keskin olduğu, genellikle gizli ve doğal bir şekilde meydana geldiği gözlemlenir (Putnam, 1997). Filmde ise bu değişimler dramatik bir şekilde aniden yaşanmakta ve izleyiciyi şaşırtan, bazen korkutucu bir biçimde gösterilmektedir.
Erkeklerin genellikle veri odaklı, analitik bir bakış açısıyla bu durumu ele alacak olursak, filmin DID'i bilimsel açıdan doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığına dair bir soru ortaya çıkar. Yapılan araştırmalar, filmdeki Kevin gibi aşırı dramatize edilmiş kişilik değişimlerinin, gerçek dünyada oldukça nadir olduğuna işaret etmektedir (Foster & Reiss, 2015). Bununla birlikte, film, izleyiciye psikolojik gerilim sağlamaya yönelik olduğu için, bu tür dramatik anlatımların sinema açısından başarılı olduğunu da belirtmek gereklidir.
Kadınların empatik bakış açısıyla değerlendirdiğimizde ise, filmdeki karakterlerin insanlık halleri ve travmalarına dair izleyiciye sunulan duygusal derinlik dikkat çekicidir. Ancak bu temsiller, izleyicinin, DID hastalığını basitçe bir 'psikopat' karakterine indirgemesine neden olabilir, ki bu da toplumsal yanlış anlamalara yol açabilir. DID’i olan insanların çoğu, filmdeki gibi suçlu ve tehlikeli bireyler olarak gösterilmemelidir. Bu tür temsiller, toplumsal önyargıları pekiştirebilir.
Film Serisinin Devamı: Kaç Seri Olacak?
Şimdi ise 'Split'in kaç serisi olacağı sorusuna gelelim. Split, M. Night Shyamalan’ın 2017 yapımı bir filmidir ve gerilim dolu bir psikolojik drama olarak izleyicilerle buluştu. Film, James McAvoy’un Kevin karakterine hayat vermesiyle büyük dikkat topladı. Ancak, bu filmin ardından yapılan açıklamalar, Shyamalan’ın bir "Evren" oluşturmayı düşündüğünü ve bu evrenin devam edeceğini gösterdi. 2019 yılında çıkan Glass filmi, Split ve Unbreakable (2000) filmlerini bir araya getirerek "Evrensel" bir yapıyı tamamladı.
Bu noktada, bilimsel bir bakış açısıyla bu tür film serilerinin devam etmesi gerektiğini düşünmek, medya ve eğlence endüstrisinin büyük bir parçasıdır. Birçok izleyici, karakterlerin daha fazla derinlemesine işlenmesi ve evrenin daha da genişletilmesi için bir devam filmini dört gözle beklemektedir. Ancak, bilimsel açıdan bakıldığında, bir psikolojik bozukluğun sinematik temsilinin, hastaların gerçek dünyadaki deneyimlerine doğru bir yansıma yapıp yapmadığı da önemli bir sorudur. Dahası, bu tür bozuklukların sürekli olarak yanlış veya aşırı dramatize edilmiş bir şekilde sunulması, toplumsal algıların şekillenmesine katkıda bulunabilir.
Özetle, bir bilimsel açıdan bakıldığında, Split serisinin daha fazla devam filmi çekilmesi, eğlence endüstrisinin başarısı için önemli olsa da, hastalıkların ve psikolojik bozuklukların doğru bir şekilde temsil edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Sonuç: Toplumsal Etkiler ve Filmin Geleceği
Split gibi yapımlar, toplumsal bilincin artmasına ve psikolojik rahatsızlıkların daha geniş bir kitle tarafından konuşulmasına olanak tanıyabilir. Ancak, bir filmin temalarını anlamak ve doğru bir şekilde yorumlamak için bilimsel bilgiye dayalı bir yaklaşım şarttır. DID ve benzeri psikolojik bozukluklar hakkında daha doğru bir temsil arayışında, hem bilimsel hem de empatik bakış açılarını dengelemek büyük önem taşır.
Son olarak, Split ve benzeri yapımların toplumsal algıyı ne kadar etkilediğini düşünmek, izleyicilerin psikolojik sağlık ve bozukluklar hakkında ne kadar doğru bilgiye sahip olduklarını sorgulamak açısından önemli. Sizin düşünceleriniz neler? Split’in çoklu kişilik bozukluğunu temsil etme şekli, sinematik açıdan başarılı mı, yoksa yanlış anlaşılmalara yol açıyor mu?
Son yıllarda özellikle psikolojik gerilim ve drama türündeki yapımlarla ilgilenenler için "Split" filmi, dikkat çeken bir başyapıt haline gelmiştir. Film, izleyicilere bir insanın içinde barındırabileceği çoklu kişiliklerin ve bunların birbirleriyle olan çatışmalarının derinliklerine dair çarpıcı bir bakış sunuyor. Ancak, filmin etkileyici yapısının ve karakterlerinin ötesinde, daha derin bir soru ortaya çıkıyor: Split filminde görülen çoklu kişilik bozukluğu ve onun temsilinin doğru ve bilimsel bir şekilde aktarılıp aktarılmadığı. Bu yazı, bilimsel bir perspektiften Split'in konuya nasıl yaklaşabileceğini irdeleyecek ve filmdeki olayların ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulayacaktır. Ayrıca, ‘kaç seri’ sorusunun da yanıtını arayacağız, çünkü Split filminin genişletilmesi veya devamının olup olmayacağı konusu hala merak ediliyor.
Çoklu Kişilik Bozukluğu (DID) Nedir?
Split filmi, baş karakteri Kevin'in, 23 farklı kişiliğe sahip olduğuna inanmasıyla merkezine aldığı çoklu kişilik bozukluğu (Dissociative Identity Disorder, DID) üzerine kurulu. Ancak, DID'in tanımını yapmadan önce, bu bozukluğun ne kadar yaygın ve doğru bir şekilde sinemaya aktarıldığını incelemek önemli. DID, bireyin birden fazla kişilik (veya “alt kimlik”) geliştirdiği ve bunların kişisel davranışları üzerinde farklı derecelerde kontrol sahibi olduğu bir psikolojik durumdur. Psikiyatri literatürüne göre, DID’in tam olarak ortaya çıkma nedeni hala kesin olarak bilinmemekle birlikte, çoğu durumda travmatik geçmişler, aşırı stres ve travmaların bir sonucu olarak geliştiği düşünülmektedir (American Psychiatric Association, 2013).
Bilimsel açıdan DID'in varlığı, uzun yıllardır tartışma konusu olmuştur. Birçok psikiyatrist ve psikolog, bu bozukluğun tedavi edilebilir olduğuna inanıyor, ancak tanı koymak, oldukça karmaşık bir süreçtir. Split, psikolojik anlamda bu bozukluğa ilgi uyandırsa da, bilimsel açıdan bu bozukluğun nasıl yansıtıldığına dair bazı eleştiriler bulunmaktadır. Özellikle, filmde Kevin’in kişiliklerinin neredeyse tümünün oldukça dramatize edilmiş ve genellikle abartılı bir biçimde sergilenmiş olması, psikiyatri uzmanları tarafından eleştirilmiştir.
Filmdeki Kevin’in Kişiliklerinin Temsili ve Bilimsel Gerçeklik
Filmde Kevin’in içindeki kişiliklerin birbiriyle çatışması, izleyicilere çoklu kişilik bozukluğunun karmaşıklığını ve dramatik boyutlarını gösteriyor. Ancak, bu kişiliklerin çoğu gerçek hayattaki DID vakalarındaki kişiliklere benzerlik göstermemektedir. Gerçek DID vakalarında, kişilik değişimleri çoğu zaman kişiliklerin arasındaki geçişin daha az keskin olduğu, genellikle gizli ve doğal bir şekilde meydana geldiği gözlemlenir (Putnam, 1997). Filmde ise bu değişimler dramatik bir şekilde aniden yaşanmakta ve izleyiciyi şaşırtan, bazen korkutucu bir biçimde gösterilmektedir.
Erkeklerin genellikle veri odaklı, analitik bir bakış açısıyla bu durumu ele alacak olursak, filmin DID'i bilimsel açıdan doğru bir şekilde yansıtıp yansıtmadığına dair bir soru ortaya çıkar. Yapılan araştırmalar, filmdeki Kevin gibi aşırı dramatize edilmiş kişilik değişimlerinin, gerçek dünyada oldukça nadir olduğuna işaret etmektedir (Foster & Reiss, 2015). Bununla birlikte, film, izleyiciye psikolojik gerilim sağlamaya yönelik olduğu için, bu tür dramatik anlatımların sinema açısından başarılı olduğunu da belirtmek gereklidir.
Kadınların empatik bakış açısıyla değerlendirdiğimizde ise, filmdeki karakterlerin insanlık halleri ve travmalarına dair izleyiciye sunulan duygusal derinlik dikkat çekicidir. Ancak bu temsiller, izleyicinin, DID hastalığını basitçe bir 'psikopat' karakterine indirgemesine neden olabilir, ki bu da toplumsal yanlış anlamalara yol açabilir. DID’i olan insanların çoğu, filmdeki gibi suçlu ve tehlikeli bireyler olarak gösterilmemelidir. Bu tür temsiller, toplumsal önyargıları pekiştirebilir.
Film Serisinin Devamı: Kaç Seri Olacak?
Şimdi ise 'Split'in kaç serisi olacağı sorusuna gelelim. Split, M. Night Shyamalan’ın 2017 yapımı bir filmidir ve gerilim dolu bir psikolojik drama olarak izleyicilerle buluştu. Film, James McAvoy’un Kevin karakterine hayat vermesiyle büyük dikkat topladı. Ancak, bu filmin ardından yapılan açıklamalar, Shyamalan’ın bir "Evren" oluşturmayı düşündüğünü ve bu evrenin devam edeceğini gösterdi. 2019 yılında çıkan Glass filmi, Split ve Unbreakable (2000) filmlerini bir araya getirerek "Evrensel" bir yapıyı tamamladı.
Bu noktada, bilimsel bir bakış açısıyla bu tür film serilerinin devam etmesi gerektiğini düşünmek, medya ve eğlence endüstrisinin büyük bir parçasıdır. Birçok izleyici, karakterlerin daha fazla derinlemesine işlenmesi ve evrenin daha da genişletilmesi için bir devam filmini dört gözle beklemektedir. Ancak, bilimsel açıdan bakıldığında, bir psikolojik bozukluğun sinematik temsilinin, hastaların gerçek dünyadaki deneyimlerine doğru bir yansıma yapıp yapmadığı da önemli bir sorudur. Dahası, bu tür bozuklukların sürekli olarak yanlış veya aşırı dramatize edilmiş bir şekilde sunulması, toplumsal algıların şekillenmesine katkıda bulunabilir.
Özetle, bir bilimsel açıdan bakıldığında, Split serisinin daha fazla devam filmi çekilmesi, eğlence endüstrisinin başarısı için önemli olsa da, hastalıkların ve psikolojik bozuklukların doğru bir şekilde temsil edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Sonuç: Toplumsal Etkiler ve Filmin Geleceği
Split gibi yapımlar, toplumsal bilincin artmasına ve psikolojik rahatsızlıkların daha geniş bir kitle tarafından konuşulmasına olanak tanıyabilir. Ancak, bir filmin temalarını anlamak ve doğru bir şekilde yorumlamak için bilimsel bilgiye dayalı bir yaklaşım şarttır. DID ve benzeri psikolojik bozukluklar hakkında daha doğru bir temsil arayışında, hem bilimsel hem de empatik bakış açılarını dengelemek büyük önem taşır.
Son olarak, Split ve benzeri yapımların toplumsal algıyı ne kadar etkilediğini düşünmek, izleyicilerin psikolojik sağlık ve bozukluklar hakkında ne kadar doğru bilgiye sahip olduklarını sorgulamak açısından önemli. Sizin düşünceleriniz neler? Split’in çoklu kişilik bozukluğunu temsil etme şekli, sinematik açıdan başarılı mı, yoksa yanlış anlaşılmalara yol açıyor mu?